30 Mart 2011 Çarşamba

YIKMADAN YAPMAK

"YIKMADAN YAPMAK"

Tartışma ne kadar önlemeye çalış saktahayatlarımızın içinde... Bir köşe dönüşü kadar yakın; iş de, evde, sokak da...En yakınımızla, bir daha yüzünü görmeyeceğimiz bir yabancıyla, yaşlıyla,çocukla, kadınla, erkekle… kasapla, manavla, taksi şoförüyle, doktorla,müdürle, hademeyle… Ve hatta tavuğuyla kavga edip terlik atan bir adamıseyretmişliğimden ötürü, tavuğunla bile diyebilirim… Olduk olmadık zamanlarda…Kendimize olmasa da dolaylı bulunduğumuz durumlarda. Kızdığımızı yakalayamadık mıalakasız bir masumla... Hepimizin kendimizi içinde hızlı - yavaş adımlarlabulduğumuz bir olay.

Kulaklarımız kızarmaya, kalp atışlarının hızlanmaya başlamasıyla durdurulmadığıtaktirde su kaynatan radyatör misali patlama noktalarına kadar gelebiliyor…


Belki bu yüzden eskinin "Düello" usulünü çok taktir ediyorum.Tartışma çıktığı anda ve ortamda değil, iki taraf tarafından da anlaşılacakeşit silahlanmayla ve tanıklar karşısında ileride bir tarih ve zamanda… Yanihazırlıklı, beklentileri bilinçli şekilde… Yalnız silah yerine araca; araçolarak da sözcüklere taraftarım. Çocuklara da sürekli "Elleriniz yerinesözlerinizle konuşmaya çalışın" diye itişmeleri önlemeye çalışıyorum.Hatta ve hatta yazı yazmaya başladıklarından bu yana ateşli anlarda konuşmalarıkontrolsüz olacaksa, yazarak birbirlerine hislerini anlatmalarınıcesaretlendirmeye çalışıyorum. Edebiyatları kuvvetlenmese bile yazıya dökmesüresince alevlerin soğuması umuduyla... Kontrolsüz kullanılabilecek sözlerinkılıçtan derin ve iyileşmez yaralar açabilme kudretini de çocuk yaşlardaöğreniyoruz. Çocuğun çocuğa acımasızca harcayabileceği sözler hepimizinçocukluklarında yerini koruyor. "Dört göz", "Şişko",gibileriyle başlayıp katmerleşebilecek örnekleri hepimizin hafızasında... Yinebu yüzden çocuklarıma; "Kendine söylenmesini istemediğini başkasınasöyleme" şeklinde papağanlar gibi tekrardayım.

Kontrol yeteneğini kazanma emeğinin büyüklüğünü taktir ediyorum. Bu kontrolyeteneği kendiliğinden oluşmuyor. Tam kazanıldı derken "ölen de mi öldürende mi?" cinsinden bir olayla tekrar test edilebiliyor. Kontrolün sağlıklıbüyümesi için neler gerekiyor?... Bir yolcu uçağının pilotu kafasına dayalıterörist silahına rağmen gözünü kırpmadan nasıl soğuk kanlılığınıkoruyabiliyor? Bir şoför tehlike anında donup kalmak ya da çığlık atmak yerinetehlikeden sıyrılabilmek için nasıl harekete geçebiliyor? Bu anın hazırlığı nezaman başlıyor? Ne zaman başlatılmalı?

Genlerimize geçmiş "yüz ifadeleriyle konuşma" milli karakterimizinasıl unutur, bir Batılının ifadesiz suratını takınırız? Son derece soğuk kanlıve duygularını kontrol edebilen bir çevrede yaşadıkça kendi zayıflıklarım dahada oltaya vurur şekilde... Ne kadar kendimizi tutmaya çalışsak da bir delikbulup kaçıverebilen nidalarımız nasıl dizginlenebilir?

Tehlike önceden hesaplanırsa kazalar olsa bile ufak sıyrıklarla atlatmakmümkün. Tartışmalardan da soğuk kanlılıkla üstümüzü başımızı yırttırmadan yadakarşımızdakini tokatlamadan çıkmak mümkün olsa gerek. Yıkıcı amacakullanacağımız her sözcük sonucunda daha büyüğünü geri getirecektir. İleri -geri derken yaylım ateşi misali ölümüne olmasının önüne geçilmez. Bu aradayanımızdan geçen masumlar da kaza kurşununa gidebilirler.

Doğal olarak kazanamayacağımız savaşa girmemek en akıllı olanı. Şimdiyazacaklarım ideal şartlar altında yani tartışmanın eşit kuvvetlerde insanlarve eşit değerde amaçla yapıldığı durumlarda yarayabilir. Bunlarda genelde aileiçi tartışmalar gurubuna giriyor… İki taraf da ne pahasına olursa olsunkazanmak ya da karşıdakini kontrol amacıyla kolları sıvamışsa buna Karakol dayardım edemez! Ama yinede aklımızın ucunda olması kendimizi anlamamıza yardimeder düşüncesiyle yazılı düşünmeye devam ediyorum…

Anlaşmazlık konusu olan fikrin niteliği çok önemli. Bu tartışma gerçek birolaydan mı, yoksa gocunma gibi hayal ürünü bir durumdan mı kaynaklı? Ya dazevkler ve renkler gibi konular mı? Bu şekilde kaynak tespiti yapıldıktan sonragerçek olaysa araştırmasını yapmalı. İddialar doğrumu?

Tartışmanın sebebi farklı algı ise tartışmanın sonu gelmeyebilir. Size armutgörünüp başkasına elma görünüyorsa.... Matematikçi gözüyle şair gözünün farklıalgılaması gibi… İkisi de doğru ama ikisi de farklı alanlara yoğunlaşmış türde olabilir.

Tartışmanın sebebi fikir farklılığıysa; fikirlerimiz ahlak, inanç, değer yapısıgibi köklerden uzantılar olduğundan bu tartışmalar en tehlikeli ve kısırtiplerindendir. Bunlara girişmemek en doğrusu. Fidanın toprağınıdeğiştirebiliriz ama köklerini değil.

Tartışmanın yeri ve zamanını iyi tespit etmeliyiz. Adrenalin uç noktalardayken,sıcağı sıcağına yapılan tartışmalar bir yere varmaz. Fakat "Sonragörüşürüz!" seklinde şahsın defterine yazmak da ileriye yatırım şeklindehırs taşıyacağından olumlu sonuç getirmez. Sonunda keskin sirke hesabınadönebilir. Her iki taraf içinde uygun ve sakin bir ortamda karşılıklıfikirlerimizi aktarmak ise tartışmanın sürüklenmesini önleyebilir.

"Birlikte çözüm arayabilmek amaçlı" olması tartışmanın yolda kalmamasıiçin şart. Karşımızdakini anlayabilmek için dinlemeli, Olayı Onun açısından dagörmeye çalışmalıyız. Anlayamadığımız noktalara açıklık getirebilmek içingereken soruları doyurucu yanıtlar alıncaya kadar sormalıyız.

"Benim söylediğimi sandığını anladığına inandığını biliyorum amaduyduğunun benim anlatmaya çalıştığım şey olmadığını senin anlayıpanlamadığından emin değilim!" şeklinde karmaşık yollara sapmadan...Sözcüklere saplanıp kalmadan tüm fikri okumaya çalışmalıyız.

Birkaç çözüm yolu ortaya getirdikten sonra iki tarafa da en uygununda kararkılmaya çalışmalı. Her iki taraf da tatmin olana kadar bu çözümü aramakta devametmeli. Bu tartışmada bir uzlaşma getirmese bile faydalı ve medeni biralışkanlık....

Unutma maliki hiç bir sağlam beraberlik fikir tartışmasız olmaz. Yeterki butartışmalar karşı tarafı kırmadan ve bastırmadan olsun. Böylece sonuçta HEPİMİZKAZANABİLİRİZ.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder